İlber Hoca’yla Topkapı Sarayı, İlber Ortaylı

İlber Hoca’yla Topkapı Sarayı, İlber Ortaylı, Muştu Yayınları, 2008, İstanbul
 
 (1) Yazdığı eserlerle tarihimize ışık tutan Prof. Dr. İlber ORTAYLI, bu kitabında Topkapı Sarayının tüm mekanlarını okurlarıyla paylaşmakta, sarayın gizemli dünyasını fotoğraflar eşliğinde tanıtmaktadır.
        (2) İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Topkapı Sarayı, Osmanlı Devletinin yönetim merkezi ve padişahların ikametgah yeri olmuştur. Saray mütevazi fakat güzel yapısıyla, hoş bahçeleri ve özgün konumuyla, içindeki hazinelerin ve arşivlerin zenginliğiyle eski imparatorluğun evi ve en büyük sarayıdır. Bu yönleriyle Osmanlı’da güzellikle tevazuu, din anlayışı ile dünya anlayışını bir arada gösteren önemli bir örnektir.
        (3) Topkapı Sarayı, dünyanın en güzel şehri İstanbul’un en güzel köşesine inşa edilmiştir. Bu bölge Bizans’ın da yönetim merkezidir. Saray, Bizans Sarayının üzerine yapılmıştır. Bizans Sarayından kalan taşlar ve sütunlar da sarayın yapımında kullanılmıştır.
        (4) Saray, zaman zaman yapılan ilavelerle bugünkü halini almıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminden itibaren sarayda yaşayan insanların sayısının artmasından sonra yeni binalar yapılmıştır. Son ilave, Sultan Abdülmecit döneminde yapılan Mecidiye Köşkü’dür. Sarayın tüm binaları  günümüze ulaşamamıştır. Sahildeki saray ve kasırlardan bazısı günümüze ulaşabilmiştir.
       (5) Prof. Dr. İlber ORTAYLI bu kitabında; Topkapı Sarayındaki köşkleri, odaları ve mekanları fotoğraflar eşliğinde bizlere tanıtmaktadır.

               (a) Kubbealtı:
                    Divan-ı Hümayun adı verilen toplantıların yapıldığı, üç kıtaya yayılan imparatorluğun yönetildiği mekandır. Divana padişah bizzat katılmaz, dilerse Adalet Kulesindeki pencereden takip ederdi. Toplantıya Sadrazam başkanlık eder; vezirler, defterdar , Anadolu ve Rumeli Kazaskerleri, Nişancı gibi en üst düzey devlet adamları katılır; İmparatorluğun en önemli kararları bu toplantılarda alınırdı.
               (b) Adalet Kulesi:
                    İstanbul’un her yanından görülebilen ve İmparatorluğun gücünü gösteren bir yapıdır. Sarayın ve İstanbul’un en iyi gözlendiği bu kule 45m. yüksekliğindedir. Bu özelliğinden dolayı Osmanlı döneminde Harem ağalarının kulede geceli gündüzlü nöbet tuttukları bilinir. Kuleye “adalet” isminin verilmesinin, devletin dört yanından hakkını aramak için gelen insanların bu kulenin altında bulunan divana müracaat etmelerinden geldiği sanılmaktadır.
               (c) Saray Mutfağı:
                    Osmanlı zarafetinin ve zenginliğinin ifadesi olan mutfak, başka saraylarla mukayese edilemeyecek derecede büyüktür. Saray mutfağında sadece yemek yapılmaz, aynı zamanda çeşitli ilaçlar da hazırlanır. Günde yaklaşık beş bin kişiye, elli ya da altmış çeşit yemek çıkar. Padişahlara Kuşhane Mutfağında ayrı olarak yemek hazırlanırdı. Saray halkı, bilhassa Harem ve Enderunlular bu muhteşem mutfaktan yararlanırdı. Pişirilen yemekler sadece saray halkına verimez; dışardan Divan-ı Hümayun’a dilekçe vermeye gelenlere de her din ve dilden tebaya , davacılara ve şahitlere de yemek ikram edilirdi. Saray Mutfağının Yağhane, Reçelhane ve Helvahane gibi bölümlerinde onlarca farklı türde gıda üretilirdi. Bugün Saray Mutfağının bulunduğu yerde yaklaşık 12.000 adet Çin porseleni koleksiyonunun bir kısmı sergilenmektedir
              (ç) Saray Hazinesi:
             İmparatorluk hazinesinin saklandığı yer, Kubbealtının yanında bulunan binadır. İmparatorluğun son dönemlerinde pek çok isyanın çıkmasına  bu hazinede saklanan altın ve gümüşün azlığı sebep olmuştur. Yeniçerilere üç ayda bir dağıtılan ulufe, Mekke ve Medine’ye fukaraya Sure Alayları ile birlikte sadaka gönderilmesi, padişahların tahta çıkma merasimlerinde dağıtılan bahşişler bu hazineden karşılanırdı. Devletin güçlü olduğu dönemlerde hazine de dolmuş, imparatorluğun zayıflamasıyla birlikte hazinede bulunan para miktarı da düşmüştür. Günümüzde hazinenin saklandığı yerde silah koleksiyonu bulunur. Hazine ise Fatih Köşkünde sergilenmektedir.
              (d) Silah Koleksiyonu:
                   Osmanlı askerlerinin çeşitli dönemlerde kullandıkları silahlar Hazine Dairesinde sergilenmektedir. Sergide gerek Osmanlı askerlerinin kullandığı gerekse diğer devletlerle yapılan savaşlarda ele geçirilen miğfer, zırh, kılıç, kalkan ve tüfek gibi pek çok silah vardır. Kılıç ve okların en önemli savaş silahı olduğu dönemden, ateşli silahların kullanıldığı dönemlere kadar çok uzun yıllar hüküm süren bir imparatorluğun zengin bir silah koleksiyonu olması gayet doğaldır.
              (e) Has Ahur:
                   Padişah atlarının bulunduğu bölümdür. Padişah atları hızlı koşmaları ve önlerine çıkan engellerden atlamaları için serahur denilen görevliler tarafından özel olarak eğitilirdi. Saraydaki tek ahır Has Ahur değildir. Bugün Ahırkapı olarak adlandırılan bölgede bulunan ahırlarda saray halkına ait atlar bulunurdu.Bu alanda atlardan başka deve, katır gibi binek hayvanları da beslenirdi.
               (f) Babü’s Saade:
                    İkinci avludan üçüncü avluya geçiş kapısıdır. Saadet kapısı, mutluluk kapısı anlamı taşır. Osmanlı tarihinin en ihtişamlı törenleri bu kapı önünde yapılırdı. Yeni padişahın tahta çıkma merasimi ile vefat eden padişahların cenaze merasimleri burada yapılırdı. Ayrıca yeniçerilere ulufe denilen üç ayda bir verilen maaşlarının dağıtımı da burada olurdu. Yeniçerilerin ulufe aldıktan sonra padişahı selamlamaları sarayı inletirdi. Yabancı elçiler bu merasimi seyretmeleri için saraya kabul edilir; böylece Osmanlı’nın gücü dost ve düşman tüm devletlere gösterilmiş olurdu.
               (g) Enderun :
                     Enderun bir saray okuludur. Osmanlı ülkelerinden devşirilen çocukların en zekileri Enderun’a alınırdı. Bu öğrenciler hem saray hizmetlerinde çalışır hem de eğitimlerine devam ederlerdi. Böylece büyük görev alsalar da kimseye ayrıcalık yapmazlar ve padişaha son derece bağlı olurlardı. Enderun’a seçilen çocuklar öncelikle Türkçe’yi öğrenirler, Türk- İslam kültürü içinde yetiştirilirlerdi. Enderunlular; Matematik, Tarih, Astronomi gibi bilim dalları ile dini alanda da eğitim alırlardı. Enderunlular, mezun olduklarında yeteneklerine göre saray içinde veya dışında üst seviyede görevlere atanırlardı.
               (ğ) Arz Odası:
                     Padişahın, elçileri ve devlet ileri gelenlerini kabul ettiği odadır. Divan-ı Hümayun’da alınan kararlar Padişaha burada arz edildiği için ”Arz Odası” adı verilmiştir. Padişah, divan toplantılarından sonra sadrazamla divanda alınan kararları bu mekanda görüşürdü. Odanın içindeki ve dışındaki çeşmeler , görüşmeler esnasında açılarak içerideki konuşmaların dışarıdan duyulmasına mani olunurdu.
               (h) Üçüncü Ahmed Kütüphanesi:
                     Enderunluların kaldığı avluda bulunduğu için Enderun Kütüphanesi de denilmektedir. Hattat ve okumayı çok seven bir padişah olan Üçüncü Ahmed yaptırmıştır. Kütüphane içerisinde bugün kitap bulunmamaktadır. Buradaki yazma eserler Topkapı Saray Kütüphanesine kaldırılmıştır.
               (ı) Fatih Köşkü:
                    Sarayda ilk inşa edilen yerlerden biridir. Fatih Sultan Mehmet, bu binada oturmuş, iç duvarlarını nadide çinilerle şahane hat levhalarıyla süslemiştir. Köşkün altında büyük depolar vardır. Padişahın hazinesi de bu depolara konulurdu. Sonraki yıllarda köşkün tamamı Hazineye ayrılmıştır.
(i)    Mukaddes Emanetler Dairesi:
                     Aslında “Has Oda” denilen padişahların kullandığı bir mekandır. Padişahlar bu dairenin sağdaki ikinci odasını çalışma odası olarak kullanırlardı. Bu odaya Taht Odası denilir. Yavuz Sultan Selim tarafından Mısır’ın fethinden sonra getirilen mukaddes emanetler burada saklanmıştır. Emanetler içinde en meşhuru Peygamberimizin hırkası olan Hırka-i Saadet’tir. Bu bölümde Peygamberimize ait eşyaların yanı sıra diğer peygamberlere ait eşyaların da olması, Topkapı Sarayının diğer dinler açısından da önemini ortaya koymaktadır.
              (j)  Sünnet Odası:
                   Mukaddes Emanetler Dairesinin hemen yanındadır. Bu odaya sünnet odası denilmesinin sebebi, padişahların namazların sünnetini burada kılmalarıdır. Ayrıca şehzadelerin sünnet merasimlerinin de burada yapıldığı bilinir.
              (j) Saray Mescitleri:
                  Sarayda Beşir Ağa Camii, Ağalar Camii, Harem Mescidi, Sofa Camii, Aşçılar Mescidi, Karaağalar Mescidi gibi cami ve mescitler bulunur. Günümüzde Sofa Camii ibadet mekanı olarak kullanılmaktadır.
              (k) Dördüncü Murat Tahtı:
                    Hekimbaşı Odası’nın yanında Dördüncü Murat’ın mermer tahtı bulunur. Padişah bu tahta oturarak saray bahçesinde yapılan spor müsabakalarını seyrederdi.


              (l) Saray Köşkleri:
                   Topkapı Sarayı içerisinde bir çok köşk bulunur. Bunlardan başlıcaları Revan, İftariye, Bağdat, Mecidiye ve Mustafa Paşa Köşkü’dür.
              (m) Harem:          
                     Osmanlı Devletinde padişahın evi olan Harem, Topkapı Sarayı’nın üç temel bölümünden biridir. Padişahın annesi, eşleri ve kızları da burada ikamet ederlerdi. Haremi padişahın annesi olan Valide Sultan yönetirdi. Harem aynı zamanda Osmanlı Sarayında kız çocuklarının eğitildikleri yerdir. Hareme alınan kızlara Türkçe, dini ilimler, musiki, edebiyat gibi alanlarda eğitim verilirdi. Hareme Türk kızları alınmazdı. Daha çok Gürcü, Ukraynalı, Rus, Yunan ve Hırvat kızları ile az da olsa Fransız ve İtalyan asıllı kızların Hareme alındığı bilinmektedir. Burada yetişen kızlardan bazıları padişahlarla evlenir, bir kısmı sarayda hizmetli olarak kalır, asıl önemli bir kısmı ise Enderun’da yetişen ve devletin üst yönetiminde görev alan kişilerle evlendirilirlerdi.
              (n) Şehzade Mektebi:
                    Padişah çocuklarının saraydaki eğitimleri bu mekteplerde verilirdi. Şehzadelerin dini, ahlaki ve manevi ders hocalarının yanında; askeri, idari, hukuki, mali, siyasi ve dış politika dersleri aldığı hocaları da vardı. Şehzadeler, saraydaki eğitimlerini tamamladıktan sonra devlet yönetiminde tecrübe ve şahsiyet kazanması için Anadolu’da bazı illere gönderilirdi.
              (o) Hünkar Sofası:
                    Haremin en büyük ve en güzel salonudur. Bayramlaşma merasimleri, saray düğünleri, mevlid ve Ramazanlarda Kur’an okumaları burada yapılırdı.
              (ö) Yemiş Odası:
                    Adını duvarlarında bulunan meyve figürlerinden almıştır. Sultan üçüncü Ahmed tarafından yaptırılan bu oda, padişahların zaman zaman öğle yemeklerini yedikleri, kitap okudukları ve dinlendikleri bir mekandır.
              (p) Saray Hamamları:
                    Topkapı Sarayı’nda bulunan toplam hamam sayısı on dörttür. Bu sayı bize Osmanlılarda temizliğe verilen önemi göstermektedir.

       (6)  Topkapı Sarayı, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamakta ve her geçen gün ziyaretçi sayısı artmaktadır. Tarihe olan ilgi bakımından bu durum sevindiricidir. Kültürel varlıklarımızı bizden sonraki nesillere zarar görmeden aktarmak; onları korumak ve yıpranmalarını önlemekle olur. Kuşkusuz bu da, var olan ilgi seviyesini ve tarih bilincini daha da yükseltecektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder